Ticari Alacakların Tahsili ve İcra Takibi

Ticari alacakların tahsili, şirketler ve tacirler açısından nakit akışının korunması ve ticari faaliyetlerin sürdürülebilirliği bakımından hayati öneme sahiptir. Ticari ilişkilerden doğan alacakların zamanında ödenmemesi hâlinde, alacaklının başvurabileceği çeşitli hukuki yollar bulunmaktadır. Bu süreçte icra takibi, dava yolu ve arabuluculuk gibi yöntemler, alacağın niteliğine ve borçlunun tutumuna göre farklı sonuçlar doğurabilir. Özellikle ticari alacaklarda icra takibi süreci, borçlunun itiraz hakları, zamanaşımı süreleri ve tahsilatın etkin şekilde yürütülmesi, teknik bilgi ve dikkat gerektiren aşamalardan oluşur. Yanlış veya geç atılan adımlar, alacağın tahsilini geciktirebileceği gibi hak kaybına da yol açabilir. Bu nedenle ticari alacakların tahsilinde hukuki sürecin doğru planlanması ve profesyonel destekle yürütülmesi, alacaklının menfaatlerinin korunması açısından belirleyici bir rol oynar.

Ticari Alacak Nedir?

Ticari alacak, ticari faaliyet yürüten gerçek veya tüzel kişiler arasında kurulan ticari ilişkilerden doğan ve para ile ölçülebilen alacakları ifade eder. Bu alacaklar; mal satışı, hizmet sunumu, sözleşmeye dayalı edimler, fatura bedelleri, çek–senet ilişkileri veya cari hesaplar gibi ticari işlemler sonucunda ortaya çıkar. Türk Ticaret Kanunu’na göre bir işlemin ticari sayılabilmesi için taraflardan en az birinin tacir olması ve işlemin ticari işletmesiyle ilgili bulunması yeterlidir.

Ticari alacaklar, adi alacaklara kıyasla daha sıkı kurallara ve farklı usullere tabidir. Özellikle ispat, faiz uygulaması, zamanaşımı süreleri ve tahsil yöntemleri bakımından ticari alacaklar için özel hükümler öngörülmüştür. Örneğin ticari alacaklarda temerrüt faizi ve ticari faiz uygulanması mümkün olup, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmasa dahi fatura, sevk irsaliyesi, e-posta yazışmaları veya cari hesap kayıtları alacağın dayanağını oluşturabilir.

Uygulamada ticari alacakların en temel sorunu, borcun vadesinde ödenmemesidir. Bu durumda alacaklı, alacağını tahsil edebilmek için icra takibi başlatabilir, dava yoluna gidebilir veya şartları oluşmuşsa arabuluculuk sürecine başvurabilir. Ancak hangi yolun seçileceği; alacağın tutarı, dayanağı, borçlunun tutumu ve zamanaşımı durumu gibi unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir.

Ticari Alacakların Tahsil Yolları

Ticari alacakların tahsilinde izlenecek yol, alacağın dayanağı, tutarı, borçlunun tutumu ve zaman faktörü gibi unsurlara göre belirlenir. Uygulamada alacaklıların başvurabileceği üç temel yöntem bulunmaktadır: icra takibi, dava yolu ve arabuluculuk. Her bir yolun avantajları ve sınırlamaları farklıdır.

İcra Takibi

İcra takibi, ticari alacakların tahsilinde en hızlı ve etkili yöntemlerden biridir. Alacak, fatura, sözleşme, senet veya cari hesap gibi belgelere dayanıyorsa, alacaklı doğrudan icra dairesine başvurarak takip başlatabilir. Borçlunun itiraz etmemesi hâlinde takip kesinleşir ve haciz aşamasına geçilir. İtiraz edilmesi durumunda ise itirazın kaldırılması veya iptali gibi hukuki yollar devreye girer. Özellikle senede veya açık bir belgeye dayanan ticari alacaklarda icra takibi, tahsilat açısından önemli bir avantaj sağlar.

Dava Yolu

Alacağın varlığı veya miktarı konusunda ciddi uyuşmazlık bulunuyorsa, ya da icra takibine itiraz edilmişse dava yolu tercih edilir. Alacak davası açılarak mahkemeden alacağın tespiti ve tahsili talep edilir. Dava süreci icra takibine kıyasla daha uzun sürse de, özellikle karmaşık ticari ilişkilerde hukuki güvence sağlar. Mahkeme kararı alındıktan sonra ilamlı icra yoluyla tahsilat yapılabilir.

Arabuluculuk

Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk, dava şartı veya ihtiyari bir yol olarak öne çıkar. Tarafların daha kısa sürede, daha az masrafla ve ticari ilişkileri zedelemeden anlaşmalarını hedefler. Arabuluculukta sağlanan anlaşma belgesi, ilam niteliğinde belge sayılabilir ve icra edilebilirlik kazanır. Özellikle uzun süreli ticari ilişkilerin devamının istendiği durumlarda arabuluculuk etkili bir çözüm yoludur.

Ticari Alacaklarda İcra Takibi Süreci

Ticari alacaklarda icra takibi süreci, alacaklının icra dairesine başvurmasıyla başlar ve alacağın tahsil edilmesine kadar birden fazla aşamadan oluşur. Bu süreçte izlenecek adımların usule uygun olması, tahsilatın hızlı ve sorunsuz gerçekleşmesi açısından büyük önem taşır.

İcra takibi sürecinin temel aşamaları şu şekildedir:

  • Takip Talebinin Hazırlanması:
    Alacaklı, alacağın dayanağına göre (fatura, sözleşme, senet, cari hesap vb.) uygun icra yolunu seçerek icra dairesine takip talebinde bulunur.
  • Ödeme Emrinin Borçluya Tebliği:
    İcra dairesi tarafından borçluya ödeme emri gönderilir. Bu tebligatla birlikte borçlunun itiraz ve ödeme süreleri başlar.
  • İtiraz Süreci:
    Borçlu, yasal süresi içinde borca veya faize itiraz edebilir. İtiraz edilmesi hâlinde takip durur ve alacaklının hukuki başvuru yolları devreye girer.
  • Takibin Kesinleşmesi:
    Borçlu süresi içinde itiraz etmezse icra takibi kesinleşir ve alacaklı haciz talep edebilir.
  • Haciz ve Satış Aşaması:
    Borçlunun banka hesapları, taşınır ve taşınmaz malları ile ticari varlıkları haczedilebilir. Haczedilen malların satışıyla alacak tahsil edilir.

Ticari alacaklarda icra takibi, borçlunun ticari faaliyetleri ve malvarlığı dikkate alınarak stratejik biçimde yürütülmelidir. Yanlış veya eksik yapılan işlemler, sürecin uzamasına ve tahsilatın zorlaşmasına neden olabilir.

Borçlunun İtiraz Hakları

Ticari alacaklarda icra takibi başlatıldığında, borçlunun kanundan kaynaklanan itiraz hakları bulunmaktadır. Bu itirazlar, icra takibinin durmasına veya seyrinin değişmesine yol açabilir. Bu nedenle borçlunun hangi itirazları, hangi süreler içinde ileri sürebileceğinin bilinmesi, alacaklının izleyeceği strateji açısından önem taşır.

Borçlunun başlıca itiraz hakları şunlardır:

  • Borca İtiraz:
    Borçlu, borcun hiç doğmadığını, ödendiğini veya kısmen ödendiğini ileri sürebilir.
  • Faize İtiraz:
    Uygulanan faizin türüne veya oranına itiraz edilebilir. Ticari alacaklarda hangi faizin uygulanacağı bu noktada önem kazanır.
  • Yetkiye İtiraz:
    Takibin yanlış icra dairesinde başlatıldığı iddia edilebilir.
  • İmzaya İtiraz (belgeye dayalı takiplerde):
    Fatura, sözleşme veya senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı ileri sürülebilir.

Borçlunun süresi içinde yaptığı itiraz, icra takibini kendiliğinden durdurur. Bu durumda alacaklı, itirazın kaldırılması veya itirazın iptali gibi yollara başvurarak takibin devamını sağlamalıdır. Borçlunun haksız itirazı hâlinde ise icra inkâr tazminatı gündeme gelebilir.

Ticari alacaklarda itiraz süreci, tahsilatın en kritik aşamalarından biridir. Bu nedenle itirazların hukuki niteliği ve süresi doğru değerlendirilmelidir.

Ticari Alacaklarda Zamanaşımı

Ticari alacaklarda zamanaşımı, alacaklının talep hakkını belirli bir süreyle sınırlayan hukuki bir kurumdur. Zamanaşımı süresi dolduğunda alacak tamamen ortadan kalkmaz; ancak borçlu tarafından ileri sürüldüğü takdirde alacağın tahsil edilebilirliği önemli ölçüde zayıflar. Bu nedenle ticari alacaklarda zamanaşımı sürelerinin doğru bilinmesi ve sürelere uygun hareket edilmesi büyük önem taşır.

Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu hükümlerine göre ticari alacaklarda uygulanan başlıca zamanaşımı süreleri şunlardır:

  • Genel ticari alacaklar:
    Kural olarak 10 yıl zamanaşımına tabidir.
  • Fatura ve hizmet bedellerinden doğan alacaklar:
    Çoğu durumda 5 yıl zamanaşımı süresi uygulanır.
  • Taşıma, komisyon, acentelik gibi bazı özel ticari alacaklar:
    Kanunda öngörülen daha kısa süreler söz konusu olabilir.
  • Kambiyo senetlerine dayalı alacaklar (çek, bono, poliçe):
    Senedin türüne göre değişen özel zamanaşımı sürelerine tabidir.

Zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. İcra takibi başlatılması, dava açılması veya borçlunun borcu kabul etmesi gibi hâller zamanaşımını kesebilir ve sürenin yeniden başlamasına neden olabilir.

Ticari alacaklarda zamanaşımı, çoğu zaman tahsilatın önündeki en büyük engellerden biridir. Bu nedenle alacakların düzenli takip edilmesi ve gerekli hukuki işlemlerin zamanında yapılması büyük önem taşır.

Ticari Alacak Tahsilinde Avukatın Rolü

Ticari alacakların tahsili, yalnızca icra takibi başlatmaktan ibaret olmayan; strateji, süre yönetimi ve hukuki teknik bilgi gerektiren bir süreçtir. Alacağın dayanağının doğru tespit edilmesi, uygun tahsil yolunun seçilmesi, zamanaşımı riskinin ortadan kaldırılması ve borçlunun itirazlarına karşı doğru hukuki adımların atılması, sürecin başarısını doğrudan etkiler. Bu noktada avukatın rolü belirleyici hâle gelir.

Ticari alacak tahsilinde avukatın katkısı özellikle şu aşamalarda öne çıkar:

  • Doğru Tahsil Yolunun Belirlenmesi:
    Alacağın icra takibiyle mi, dava yoluyla mı yoksa arabuluculukla mı tahsil edilmesinin daha etkili olacağı hukuki değerlendirme ile belirlenir.
  • İcra Takibinin Usule Uygun Yürütülmesi:
    Takip talebinin doğru hazırlanması, ödeme emrinin denetlenmesi ve haciz aşamasının etkin şekilde yürütülmesi sağlanır.
  • Borçlu İtirazlarına Karşı Hukuki Mücadele:
    Haksız itirazların bertaraf edilmesi, itirazın kaldırılması veya iptali davalarının açılması ve icra inkâr tazminatı taleplerinin değerlendirilmesi avukat eliyle yürütülür.
  • Zamanaşımı ve Hak Kaybı Riskinin Önlenmesi:
    Sürelerin titizlikle takip edilmesi sayesinde alacağın zamanaşımına uğramasının önüne geçilir.
  • Tahsilat Odaklı Strateji:
    Borçlunun malvarlığı, ticari faaliyetleri ve ödeme gücü dikkate alınarak tahsilatı hızlandıracak adımlar planlanır.

Ticari alacak tahsilinde profesyonel hukuki destek alınması, yalnızca alacağın tahsil edilmesini değil; aynı zamanda sürecin daha hızlı, daha güvenli ve daha düşük riskle tamamlanmasını sağlar. Bu nedenle ticari alacaklarını etkin şekilde yönetmek isteyen kişi ve şirketler için avukat desteği önemli bir avantaj sunar.

Ticari Alacakların Tahsilinde Avukat Desteğinin Önemi

Ticari alacakların tahsili süreci, yalnızca icra takibi başlatmakla sınırlı olmayan; zamanaşımı süreleri, borçlunun itiraz hakları ve doğru hukuki yolun seçilmesi gibi birçok teknik unsuru içinde barındıran bir süreçtir. Yanlış icra yolunun tercih edilmesi, sürelere uyulmaması veya borçlu itirazlarının etkin şekilde yönetilememesi, alacağın tahsilini ciddi ölçüde geciktirebilir ve hak kayıplarına yol açabilir.

Avukat Elif Karaca, ticari alacakların tahsili ve icra hukuku alanında, alacaklıların haklarını etkin şekilde korumaya yönelik hukuki destek sunmaktadır. Ticari alacağın dayanağının değerlendirilmesi, icra takibi veya dava yolunun belirlenmesi, borçlu itirazlarına karşı hukuki sürecin yürütülmesi ve tahsilat aşamasının stratejik biçimde planlanması süreçlerinde müvekkillerine hukuki rehberlik sağlar. Bu sayede ticari alacakların daha hızlı, güvenli ve hukuka uygun şekilde tahsil edilmesi hedeflenir.

Son Bloglar